
Ekilmeyen günlerden geçiyorum
ekemediğim günlerden
gelecekte bitmeyecek günlerden
Buğün aklımada bir kelime ile gezdim gün boyu:"Taraf olmak".Türk Dil Kurumu bu deyimi sadece "birinin görüş ve düşüncesini benimsemek, desteklemek" olarak açıklıyor.
Ülkemizin yakın geçmişini hatırlarsak biraz hemen ilk aklımıza gelen en iyi taraf olma eylemlerinden biri olan ''Sürekli aydınlık için bir dakika karanlık " eylemi en iyi örneklerden biridir.Geçmiş olaylara bakıldığında hiçbir etkinliğe,eyleme bu kadar geniş katılım olmamıştı bilmem hatırlarmısınız.Herkes tarafını seçmiş saat 21:00 olduğunda herkes ya ışığını yakıp söndürüyor,ya elinde yaktığı muma üflüyor ya da tencere çalıyorlardı.
Sanırım bu eylemi benimsememimizin en önemli nedenlerinden biri de tembel ruhlarımıza ilaç gibi gelmesi idi ya da korkak da diyebiliriz.Keyfimizin yerinde hem eylem yapıp hem eğleniyorduk değil mi?Coplanmak,hapse girmek,bağırmak ,yürümek gibi bizi yoracak hiçbir şey yapmıyorduk.Ama ne sitediğimiz çok net ve kesindi ülke olarak"Temiz bir toplum".Tarihimizin ender zamanlarından biriydi hiçbir siyasal kimlik,hiçbir etnik kural tanımadan iktidar nefesimizi ensesinde hissediyordu değil mi?
Bir süre sonra o iktidar değişti?Peki sonra ne değişti?Biz taraf olmayı öğrendik mi?Taraf olmanın hakkını verip sonuna kadar takip ettik mi?Hadi biz takip edemedik onları takip edecek avukatisavcı evlatlar yetiştirebildik mi?Günlerce ışıklar yakıp söndürdüğümüz temiz toplum hayallerinin hepsi bir uçan balon misali uçup gidiverdi.Belki de hayal ettiğimiz ,samutlaştırmak için hiçbir şey yapmadığımız için olmuyordu bir türlü.
Şimdi taraf olmanın hakkını bir kez daha vermek ve yanan yüreklerimize biraz olsun su serpmek için pasip eylemler yapmaya çalışıyoruz oysa somut çözümler üzerinde kimse konuşmuyor.Hangi kazanılmış zafer üç gün önce yolunu gözlediği kardeşinin şimdi tabutuna sarılan ablayı teselli ederki.Şimdi yeni canlar yanmasın,yeni şehitler vermesin diye neler yapabiliriz onu düşünme zamanı değil midir?
Ayrıca siyasetten yazamak bir yana tartışma için bile yeterli donanımım olduğunu düşünmüyorum ancak buğün yaralığı bir erin açıklamaları,Amerika'sız hareket edemeyen siyasetçilerin,Amerikanın nedense hem o tarafa hem bu tarafa oynaması,erlerin kaçırılması ile ortaya çıkan güvenlik zafiyeti,çok ama çok pis bir oyunun içine çekilmeye çalışıldığımızı artık iki satır haber okuyan herkes biliyor değil mi?
Bugün 21 Ekim
Ülkemin zor günleri devam ediyor.Ne dur diyebiliyoruz ne durdurabiliyoruz.Bir yanda onlarca şehit ve ailesi bir yanda savaşın soğuk yüzü bir yanda da ülkemin vatandaşlarının gerçek kimliği.Sanırım artık herkes safını belirlemek durumunda.Hiçbirimiz ne bir şehit çoçuğunun yaşadıklarını anlayabiliriz ne de bir şehit annenin duygularını tercüman olabiliriz.Zor çok zor günlerden geçiyor ülkem.Hepbirlik olmanın en çok gerektiği zamanları yaşıyoruz.
Buğün yine 15 şehit verdi bu topraklar ,her seferinde bu son olsun diyoruz ama ne bittiği var ne de bir son bulduğu umarım ki ya da umuyoruz ki en doğru çözüm bulunur.
Taşınmak olgusunu belkide insan genlerinde taşıyor kimbilir?Mesela biz hatta ailecek hepimiz her taşındığımız evi önce öyle benimsiyoruz ki sanki kendi evimiz ama sonra bir huzursuzluk başlıyor ,bir rahatsızlık hali,ona buna şuna bahane bulmaya başlıyoruz.üç yıldır kardeşlerimin son bir kaç aydır benim de devamlı ikamet ettiğim yer haline gelen İstanbul'daki evden dün taşınma kararı aldık .Hem bölgeyi sevmiyorum hem ev hiç rahat değil falan derken buğün iş çıkışında bir kaç daireye baktım ve mutlaka Anadolu yakasına geçmek istediğimi farkettim.Bi kere daha ferah bi kere daha güzel bi kere...Bakalım ne zaman yeni bir ev bulur taşınırız ama Ortaköy'de oturmaktan hiç hazzetmediğim kesin.Hem her yenilik yeni bir soluk getirmez mi insanın hayatına.
Bazen kendi kendime soruyorum gerçek başarı nedir diye.Çoğu zaman cevabım kendimi başarılı hissetmem ya da ektiğimi biçtiğimde hissettiğim o duygu diye cevap veriyorum.İşte başardım sonunda oldu derken kendi kendime ne içim içime sığıyor ne kendime hakim olabiliyorum.Kalbim öyle bir mutlulukla doluyor ki tarifi imkansız,adrenalin seviyemi ölçmek mümkün olmuyor zaten.Yine olunca çok güzel oluyor bee:)) günlerinden birindeydim buğün.Bu tarih kalsın aklımda bir yerlerde çünkü koşmaya devam:)))Ne durmaya ne de durulmaya niyetim yok çünkü.Etrafımdakiler neden bu kadar koşuşuturduğumu hatta fazla hırs yaptığımı falan düşünüyor,nedense herkesin içinde bir rehavet çökmüş bir rehavet etraflarında normal olan herşey onlara hızlı gibi geliyor.

Perihan Mağden'in okumadan geçemediğim köşe yazılarına rağmen kitaplarından nedense aynı tadı alamıyorum ancak hakkını da vermek gerek değil mi ?beni pek sarmamış olsa da gayet güzel bri öykü kurgulamış ve sıradan gibi düşündüğümüz bir kaçış öyküsünü yine kendi farklı bakış açısı ile yoğurmuş.Dün bitirdim ama bir daha okursam sanki daha iyi olacak gibi:))
Tam dört aydır
kırgın kırmızı balıklar gibiyim
dünü biraz buğünü biraz da yarını düşünüyorum
ama en çok da dünü düşünüyorum galiba
akvaryum serinliğinde bir rüzgara teslim olmuş
gibi
kolum kanadım
günden güne, dünden buğüne azalan kendime
bakıyorum aynada
azalmak kadar kokuyormuyum
hissedemiyorum
tam dört aydır
dirseğimin içini siper ediyorum gözlerime
ve dünü düşünüyorum
dün dünden uzaklaştıkça
ben kendime yakınlaşıyorum
ama
....
Sabah kulaklıklardan kulağıma ordan sonra nereye ulaştığını tam olarak kestiremediğim sesin sahibi Yıldız Tilbe idi.Gün boyu dilimden çok kulaklarıma hapsolan bir şarkı ile dolaştım.İçimde sabahın yedisinde sigara içme isteğini depreştiren bu şarkıya inat oruç olma sebebi ile sigaraya yeniden başlama atağını ters teptirmiş oldum.Bu kadın bambaşka söylüyor hatta her şarkıyı o an ,o saniye yaşıyor zannediyorsunuz oysa imgelerden ördüğü duvarların önünde yüzüne yapıştırdığı bir maske ile dolaşıyor bana göre.Görünmekle olmak arasına kurduğu bir salıncakta sallanıyor sanki.Bugüne dair ne varsa ona ait oldu bende.Not düşmekse bir yerlere buğünün adı yıldız olsun.
Yıldız Tilbe/El ADAMI
Enkoyu dergiden sonra şimdi de ENKOYU.NET yayında,hadi bakalım neler olacak hep birlikte göreceğiz.Tam beş sayıdır başarılı bir grafik çizen ENKOYU ekibinin bu işten de yüzünün akıyla çıkacağını biliyorum.

İçimden ne çok kelimeler geçti
gitti
ama yazamadım
Eylül'e dair
Eylül için
sadece resimlere baktım öyle sessizce
geçip giden zamanı düşündüm biraz
sonra geçen yıl bu zamanları
ama hiç bir cümlemgüç vermedi parmaklarıma
bir kaç gündür bir şarkı dolanıyor dilime
Ekim için söyleyecek cümleler biriktiriyor içime
bir de Sonbahar resimlerim içinde en çok bunu seviyorum farkettimde
buralar alışma turları atıyorum ona sayalım bu ne anlattığını
bilmeyen cümlelerimi olmaz mı:)))
bir şarkı ,işte o şarkı:)
October/Dolores O'Riordan









