Bütün çabam sana benzemek içinmiş bir zamanlar ,yeni farkettim.Biraz önce yani ya da bilemiyorum zaman kavramıyla pek aram yok son zamanlarda, saç tokamı arıyordum,ıvır zıvır kutularının içinde ,elime birden o fotoğraf geldi,işte o zamandan beri diyelim.
Bir masa,üzerinde beyaz bir örtü ve muhtemelen keten kumaştan dikilmiş,üzerinde bir çay bardağı var sana ait,bir de soda bardağı bana ait,bir kaç tabak içinde atıştırmalık bir şeyler ve çay termosu:Herşey öylesine bırakılmış gibi masanın üzerine,bir kayıtsızlık hali dışında sanki,doğal içerikten beslenmesi için yahut sıcak havanın verdiği vehametten kaynaklanan sıradanlık,zaten masanın üzerindekilerle ilgilenmediğimiz o kadar net farkediliyor ki...
Fotoğrafın açısına göre tam karşıda küçük bir şelale görülüyor,sakin sakin,kendi kendine akıyor.Sanırım o anın en gerçek melodisi ona ait.Sakinliğin verdiği erdemi bünyesin hazmetme oranı öyle yüksek ki,tek bir bakış bunu farketmek için yetiyor.Dallar eğilmiş sulara doğru,çalı çırpı var etrafında ama haşmetinden sual olunmayacak kadar göz dolduruyor o sular.Doğanın enfes lezzetleri karşısında aciz kalan insanoğlunun bulduğu bir dil olan fotoğraflama ne kadar anlayabilirdi ki şelale'nin dilinden.
Zaten sen de ona bakıyorsun ,bana değil.Öyle bir dalıp gitmişsin ki,gergin çzigilerin hiç ayrılmadığı şakaklarında bile bir ferahlama görülüyor.Saçların rüzgarın ,biraz da sıcağın etkisiyle biraz karışmış,ah sanırım ilk kez bu fotoğrafa bakarken farkediyorum ama sanki ara ara kırlar düşmüş saçlarına.Senin yaşlı bir adam olma ihtimalin içimi bu kadar burkmalımıydı,bilmiyorum...Kalabalıklar içinde kendi halinde yaşlı bir adam.Neyse masaya yan oturmuş olduğundan olsa gerek,sağ dirseğini masaya dayamış,o anın dışında herşeyi bir kenarda bırakmış,gözlerini hafif kısmış öyle bakakalmışsın.Allahım nasılda biliyorum ben bu bakışların ne anlattığını,ne demeye çalıştığını,hiç bir söze hacet kalmadan çözebiliyorum.
Çünkü sen o doyumsuz manzara karşısında ,dilin tutulmuş,nefesin kesilmiş,gözlerinin esiri olmuşken ben sadece sana bakıyorum,ne bir bakış kayması var,ne başka bir düşünce okunuyor gözlerimden.Sadece sana bakıp ,seni düşünüyorum,senden gelecek bir cümleyi bekler gibi,senden gelecek bir bakışa cevap hazırlar gibi sadece sana bakıyorum.Senin varlığının bir parçası,bir benzeri olabilemek ne de çok şey ifade ediyordu bir zamanlar.Bir kaç zaman sonra anladım ki sen ve ben olunmaz ancak ve ancak bizi hedef edinenler başarıya ulaşırlar.
Bir insana hayran olmak ve onun gibi olmak istemek kadar masum değil elbette isteğim. Sen gibi olduğumda senin herşeyin olacağımı düşündüğüm için sonumuz bir hayalkırıklığından öteye gitmemişti.Çünkü sen kendini hiç sevmezdin.
Fotoğraflar önsözü gibidir anıların ve belki de bu yüzden bir gülümseme yerleştiririz dudaklarımıza objektife doğru her bakışımızda.


